Son yıllardaki ekonomik çıkışıyla dikkatleri üzerine çeken Türkiye; Meksika, Endonezya ve Güney Kore'yle birlikte gelişmekte olan ülkeler arasında gösteriliyor. BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) kısaltmasını ekonomi literatürüne sokan Jim O'neill, Türkiye'yi de kapsayan bu dört ülke için MIST kısaltmasını kullanıyor.
Türkiye için işler iyi gidiyor gibi görünse de enflasyon ve cari açık en büyük iki sorun olarak göze çarpıyor. İki yıl üstüste %8-9 seviyelerinde büyüyen ekonomiyi yumuşak inişle soğutmayı düşünen Merkez Bankası enflasyonu kontrol altına almaya çalışıyor. Sene başında doların çıkışını kesmek için rezervleri eritmek pahasına piyasaya dolar satmasının sebebi de buydu. İç üretim ağırlıklı olarak ara mal ithalatına dayandığı için döviz kurunun yükselmesi aynı zamanda maliyet artışı ve enflasyon anlamına geliyor.
Cari açığı (current-account deficit) kapatmak için yabancı sermayeye olan bağımlılığın artması ülkenin dış şoklara karşı direncini azaltıyor. Üstelik yabancı sermayenin büyük kısmı green field investment denilen kalıcı yatırımlar değil de sıcak para şeklinde geliyor. Bu durum da kriz dönemlerinde sıcak paranın yurtdışına çıkmasına dolayısıyla Türk Lirası'nın değerinin düşmesine ve iç tüketimin azalmasına yol açıyor.
Öte yandan bankaların sağlam yapıda olması, kamu borcu ve bütçe açığındaki düşüş Türkiye'nin hanesine yazılması gereken iyi notlar.
Cari açığın nedenlerinden biri tasarruflarla yatırımlar arasında fark olmasıdır. Yurtiçinde yapılacak yatırımlar için yeterli tasarruf olmadığı için bu açık yurtdışından giderilir. Yani dışarıya borçlanırsınız. Kısa vadede tüketimi kısmak için faizlerin artırılması düşünülebilir ama bu durum daha fazla sıcak para girmesine neden olabilir. Türk lirasının değeri artar ihracatın rekabet gücü düşer. Üstelik faiz oranlarıyla tasarruf arasındaki ilişki düşünüldüğü kadar kuvvetli değildir. Yani faizlerin artırılması insanların harcamalarını keseceği anlamına gelmez...
Ve uzun vadede yapılması gerekenler...
Uzun vadede türk lirasının aşırı değerlenmesini engelleyerek ihracatçı firmalara rekabet avantajı yaratmak gerekir. İthalata kısıtlama getirirken aynı zamanda yerli üreticileri teşvikle canlandırıp uluslararası piyasalarla rekabet edebilir duruma getirmek lazım. Borç krizi ve kemer sıkma politikaları nedeniyle Avrupa pazarında tüketimin düşeceğini göz önünde bulundurursak yeni pazarlara yönelmek krizi atlatmak açısından en iyi hamle olacaktır. Burada Türkiye'nin dış politikası ve Arap Baharı çok önemli etkenler. Politik açıdan ne kadar güçlüyseniz ekonomik açıdan da o kadar güçlü olursunuz.
Ayrıca Türkiye genç nüfusa sahip bir ülke bu da tasarruftan çok tüketim demek. Nüfus yaşlandıkça harcamalar azalıp tasarruflar artacağı için cari açık da bir miktar düşecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder