14 Haziran 2012 Perşembe

GSYH Mutluluk Getirir mi?

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, GSYH (GDP, Gross Domestic Product) yani bir ülke içerisinde üretilen mal ve hizmetin toplam değeri... Tüm dünyada kabul gören ama aynı zamanda tartışılan bir metot... Üretim, gelir ve giderler üzerinden üç farklı yolla hesaplanabiliyor. TÜİK 1998 yılını baz alarak üretim yoluyla yaptığı hesaplamayı şu şekilde tanımlıyor; üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH), bir ekonomide yerleşik olan üretici birimlerin belli bir dönemde, yurtiçi faaliyetleri sonucu yaratmış oldukları tüm mal ve hizmetlerin değerleri toplamından bu mal ve hizmetlerin üretiminde kullanılan girdiler toplamının düşülmesi sonucu elde edilen değerdir.

Eğer büyümeden kastınız, üretilen mal ve hizmetlerin değer artışıysa, enflasyon etkisinden arındırılmış GSYH hesabı muhtemelen işinizi görür. Tek bir rakamla ekonominin gidişatı hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Diğer yandan bizim gibi sıradan insanlar için daha önemli olan eğitim ve sağlık imkanları gibi değişkenleri ölçmeniz mümkün değil. Ayrıca trafik kazaları arttığında veya deprem, tsunami benzeri doğal afetler sonrasında da GSYH artış gösterir. Asya'daki gibi bir tsunami altyapıyı, küçük esnafı, mikroekonomiyi silip süpürürken sonraki yılda hükümetin yaptığı yeni binalar, yatırım vb. sayesinde GSYH artabilir. Kısaca söyleyecek olursak; bir ülkede gelir artışının yüksek oluşu o ülkenin gelişmiş bir ülke olarak adlandırılabilmesi için yeterli değildir.

New York Times'ta yer alan bir makalede bu konuyu açıklamak için yüksek-GSYH ve düşük-GHYH şeklinde adlandırılan iki kişinin hayatından bahsediliyor. Yüksek-GSYH işyerinden uzakta yaşadığı için işe arabayla gidiyor. Trafikte uzun zaman geçirdiği için hem arabasını sık sık servise götürmesi veya değiştirmesi gerekiyor. Bu sırada stres yüzünden sağlığı da kötüye gittiğinden tedavi ve ilaç masrafları da faturaya ekleniyor. Çok çalışıp çok harcıyor. Fazla vakti olmadığı için eşiyle beraber dışarda yemek yiyor, çocuk bakıcısı ve gündelikçi çalıştırıyor. Yoğun çalışma temposu nedeniyle uzun tatillere de çıkamıyor.

Diğer yanda düşük-GSYH yemek, temizlik ve çocuk bakımı gibi işleri eşiyle beraber yapıyor ve uzun tatillere çıkıyor. Yüksek-GSYH kitap alırken, düşük-GSYH kütüphaneden ödünç alıyor. Yüksek-GSYH spor salonuna yazılırken, düşük-GSYH sahilde koşmayı tercih ediyor.
Ekonomik açıdan baktığınız zaman yüsek-GSYH, diğerinden çok daha üstün durumda. Maaşı daha yüksek, haliyle harcamaları da... Ama daha iyi bir hayat sürdüğünü söyleyemeyiz. Evinde alarm olması kendini güvende hissettiği anlamına gelmez. Trafikte çok zaman harcayıp bol bol benzin yaktığı için daha temiz bir çevrede yaşadığından da bahsedemeyiz.

GSYH hesaplamasındaki açıkların farkında olan OECD, bu açıkları kapatmak için yeni bir yöntem kullanıyor. Barınma (ev sahibi olma), gelir seviyesi, iş imkanı, toplumsal bağ (sosyal destek), eğitim, çevre, sivil katılım (seçimlere katılım oranı), sağlık (beklenen yaşam süresi), yaşam memnuniyeti, güvenlik (intihar ve saldırı oranı) ve iş hayatı-özel hayat dengesi olmak üzere 11 değişken üzerinden ülkeler değerlendiriliyor. Avustralya, Norveç ve ABD'nin ilk üç sırayı aldığı listede ne yazık ki Türiye OECD ülkeleri arasında sonuncu sırada.

2012 raporunda Türkiye'nin son yıllarda yaptığı atılıma dikkat çekilse de birçok konuda diğer ülkelerin oldukça gerisinde olduğu vurgulanıyor. Araştırma sonuçlarına göre sırasıyla güvenlik, sivil katılım ve sağlık en iyi 3 başlık olurken; toplumsal bağ, gelir ve yaşam memnuniyeti son 3 sırada yer almış. Yardımsever bir millet olduğumuzu düşünsek de zor durumda kaldığında çevresindeki insanlardan yardım alabileceğini düşünenlerin oranı (%69) OECD ülkelerinin (%91) gerisinde. TÜİK verilerine göre 2011 yılı kişi başına GSYH 10.444 Dolar, OECD ortalamasıysa 22.837 Dolar. Yaşam memnuniyeti anketine biz ortalamada 10 üzerinden 5.3 verirken, OECD ortalaması 6.7. Erkeklerin ortalaması kadınlardan daha düşük çıkmış. Yani kadınlar az da olsa daha mutlu...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder